Mert Korkusuz, mantar dünyasındaki görevini tamamladı.
Artık geri dönmesinin önünde tek bir engel var!
Yırtıcı mantarlar harekete geçti. Dost sandıkları düşmana, düşman sandıkları dosta dönüştü. Bu evrende hiçbir şey göründüğü gibi değil! Saklanan sırlar birer birer ortaya çıkıyor. Yaklaşan tehlike bütün dengeleri altüst ediyor.
Bir yanda annesine kavuşma umudu... Diğer yanda mantar dünyasının geleceği…
Mert, başladığı bu yolculuğu tamamlayabilecek mi?
Bu zorlu yolculuğun finali mutlu sonla bitebilecek mi?
Macera hız kesmeden devam ediyor!
NEDEN OKUYALIM?
• Zor bir durumla karşılaştığında geri çekilmek yerine çözüm aramanın ve mücadeleye devam etmenin önemini hissettirir.
• Cesaretin korkuya rağmen harekete geçebilmek olduğunu fark ettirir.
• Bir hedefe ulaşmanın sabır, kararlılık ve vazgeçmemekle de mümkün olduğunu gösterir.
• İnsanın yalnızca kendi istediğini düşünmek yerine, verdiği kararların başkalarının hayatını nasıl etkileyeceğini de hesaba katması gerektiğini düşündürür.
• Dostluğun yalnızca güzel zamanları paylaşmak olmadığını, zor zamanlarda birbirinin yanında kalabilmek olduğunu gösterir.
• Güvenmenin, birlikte hareket etmenin ve yardımlaşmanın en zorlu mücadeleleri bile nasıl değiştirebildiğini fark ettirir.
• Başlangıçta yabancı olduğumuz insanların zamanla hayatımızda önemli bir yere sahip olabileceğini ve kurulan bağların aidiyet duygumuzu değiştirebileceğini gösterir.
• Kaybetmenin ve hayal kırıklığının ardından yeniden ayağa kalkabilmenin önemini hissettirir.
• Güçlü görünmenin her zaman gerçekten güçlü olmak anlamına gelmediğini; aklın, plan yapmanın ve doğru zamanda doğru karar vermenin de önemli olduğunu fark ettirir.
• İnsanın bir amacı uğruna ilerlerken yol boyunca değişebileceğini, başlangıçtaki düşüncelerinin ve önceliklerinin yaşadıklarıyla birlikte dönüşebileceğini gösterir.
• Kendi çıkarı ile başkalarının iyiliği arasında seçim yapmak zorunda kaldığında vicdanın ve sorumluluk duygusunun önemini düşündürür.
• Kahramanlığı yalnızca özel güçlere sahip olmak üzerinden değil; doğru olanı seçmek, sorumluluk almak ve gerektiğinde fedakârlık göstermek üzerinden ele alır.
• Mert’in annesine kavuşma isteği üzerinden aile bağlarının ve sevdiği biri için mücadele etmenin gücünü hissettirir.
• Seçilmiş olmanın insanın başına gelenlerden çok, karşısına çıkan durumlarda yaptığı seçimlerle ilgili olabileceğini düşündürür.
• Serinin son kitabı olmasıyla Mert’in ilk kitaptan itibaren yaşadığı değişimi görmeyi ve başladığı yolculuğun nasıl bir karakter gelişimine dönüştüğünü takip etmeyi sağlar.
• Aksiyon ve fantastik dünyanın içinde dostluk, cesaret, sorumluluk, fedakârlık ve doğru seçimler üzerine düşündüren bir okuma deneyimi sunar.
EDİTÖRÜN GÖZÜNDEN
Seçilmiş’in ilk kitabını okuyanlar Mert Korkusuz’u zaten tanıyor. Annesini kurtarabilmek için çıktığı yolun onu hiç bilmediği bir dünyaya sürüklediğini, kendisini bir anda mantarların arasında bulduğunu ve eve dönebilmek için önüne konulan görevi kabul ettiğini de hatırlıyordur. Zorlu Mücadele’de ise Mert’in işi gerçekten zorlaşıyor. Çünkü bu kez mantar dünyasında çok daha büyük bir tehlike kapıda.
Kitabın başlarında Mert hâlâ buraya ait olmadığını düşünüyor. Aklında kendi dünyası, annesi ve ona yeniden kavuşabilmek var. Üstelik dönüş yolunun şifa bitkilerinden geçtiğini öğrenince umudu da artıyor. Mantar ırkının hastalıklara karşı geliştirdiği bilgiler belki annesinin solunum hastalığı için de bir çare olabilir. Yani Mert’in önünde artık eve dönmekten daha büyük bir ihtimal var: Annesini kurtarabilecek bir şeyle dönebilmek.
Fakat hikâyenin rengi buradan sonra değişiyor. Çünkü mantar dünyasında uzun zamandır konuşulan bir kehanet var ve yırtıcı mantarların saldırısı artık uzak bir ihtimal değil. Bir yanda Mert’in tamamlaması gereken görev, diğer yanda savaş hazırlığı yapan mantarlar… Üstelik karşılarında nasıl bir güç olduğunu tam olarak bilmiyorlar. Bildikleri tek şey, yırtıcı mantarların diğer mantarları avladığı ve kontrolü ele geçirirlerse bu dünyanın sonunun gelebileceği.
Buradan sonra zaten kitabı elinizden bırakmak zorlaşıyor. Mert, mantar askerleriyle tehlikeli bir yolculuğa çıkıyor. Her adımda başka bir engel, başka bir saldırı karşılarına çıkıyor. Kimi zaman devasa yaratıklardan kaçıyorlar, kimi zaman da cesurca savaşıyor ve yanlarındaki bir arkadaşlarını kaybediyorlar. Mert’in başta dışarıdan baktığı bu mücadele, yol ilerledikçe onun da mücadelesine dönüşüyor. Çünkü çevresindeki mantarlar onun için yalnızca eve dönebilmek adına birlikte hareket ettiği yabancılar değil artık. Aralarında güvendiği, yanında savaştığı, kaybetmekten korktuğu kişiler var.
İlk kitapta daha çok “Mert buradan nasıl çıkacak?” diye düşünürken ikinci kitapta soru değişiyor. Zira Mert’in çıkıp gidebilme ihtimali olsa bile geride bırakacağı bir dünya var artık. Tam eve dönmeye yaklaşmışken savaşı bırakıp gidecek mi, yoksa kendisini hiç tanımadığı hâlde yanında duranlar için kalacak mı? Mert’in asıl seçimi de burada başlıyor.
Üstelik savaş başladığında kimin güçlü, kimin zayıf olduğu da sürekli değişiyor. Sayıca üstün olmak yetmiyor; plan yapmak, birlikte hareket etmek, birbirine güvenmek gerekiyor. Mert de bu dünyanın savaşını uzaktan izleyen biri olarak kalmıyor. Miyonesti ve diğerleriyle birlikte çatışmanın tam ortasına giriyor.
Bir noktadan sonra karşısındaki tehlike öyle büyüyor ki, her şey bitti sanırken hikâye bir kez daha yön değiştiriyor. Mert’in karşısına bu defa yenmesi gereken düşmanla birlikte vermesi gereken bir karar çıkıyor.
Finale geldiğimizde Mert’in başından beri istediği şey sonunda gerçekleşiyor: Kendi dünyasına dönüyor. Ama dönen kişi, ilk kitapta mantar dünyasına düşen Mert değil artık. Arkasında savaş verdiği, dostlarını kaybettiği, uğruna kendi hayatını tehlikeye attığı koskoca bir dünya bırakıyor. Sonunda annesine kavuştuğu sahne ise bütün o çatışmanın ardından hikâyeyi başladığı yere, Mert’in en başından beri taşıdığı asıl isteğe bağlıyor.
Zorlu Mücadele, Seçilmiş serisinin ikinci ve son kitabı. İlk kitapta başlayan macera burada tamamlanıyor ama Mert’in yaşadıkları sadece bol aksiyonlu bir manga hikâyesi olarak kalmıyor. Dostluk, güven, kaybetmek, vazgeçmemek ve gerektiğinde başkaları için risk alabilmek de hikâyenin içinde yer ediyor.
Ben serinin son sayfasını kapattığımda düşündüğüm soruyu sizle de paylaşmak isterim:
Mert gerçekten seçilmiş miydi, yoksa onu “seçilmiş” yapan şey yol boyunca yaptığı seçimler miydi?