Sünnet Pedagojisi
Sünnet Pedagojisi
Sünnet Pedagojisi
Sünnet Pedagojisi
Sünnet Pedagojisi
Sünnet Pedagojisi

AİLE YAYINLARI

Sünnet Pedagojisi

5 İş günü içinde teslimat
Paylaş:
Hemen Al
WhatsApp
SEPETE EKLE
Kendinizle, eşinizle ve evladınızla sağlıklı bir bağ kurmaya hazır mısınız?
Doksan dokuz gün sürecek içsel yolculuk önerileri ve ailece uygulayabileceğiniz bağlanma temelli oyun ve etkinlikler, manevi bağınızı güçlendirecek esma dualarıyla harmanlanıyor. Bağlanma Günlüğü, duygu ve düşüncelerinizi kayıt altına alabileceğiniz ‘günlük’ formatıyla içinizdeki tüm bağları güvenli bir limana yanaştırıyor. Haydi o zaman aşk ile niyet ettik niyet eyledik; değişime, gelişime, ailece güzelleşmeye…
İncelediğiniz ürün ile birlikte bu ürünler de sepetinize eklenecektir!
Avantajlı Toplam
%32
Ürün Açıklaması
Bundan on dört asır önce çocukları sevgi dolu lakaplarla çağıran bir Peygamber vardı.
Küçük çocuğun serçesinin öldüğünü duyunca onu ziyarete giden, hutbe verirken torunları tökezleyince minberden inip onları kucaklayan, namaz kıldırırken arka saftan gelen bebek sesine kulak veren, çocukları sorumluluk vererek büyüten, onlara bağırıp çağırmayan, ceza vermeyen, çocuğu “birey” görüp öyle muamele eden bir önderdi O.
Çağlara, “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın” diye haykıran, şefkat dolu bir rehberdi.
Hatice Kübra Tongar, bu kitabında hem Asr-ı Saadet sokaklarında geziyor hem de 1400 yıl önceden çağları aydınlatan Peygamber tutumlarına nörobilim gözlüğüyle bakıyor. 
"Sünnet Pedagojisi" başlığı atarak, Peygamber Efendimizin çocuklarla kurduğu ilişkiyi, günümüz nörobilim ve gelişim psikolojisinin ışığında yeniden okuyor. 
Çünkü çağlar değişir, lakin insanın özü değişmez.
Anne-babalar! 
Eğitimciler, öğretmenler, dünyasında çocuk olan tüm yetişkinler!
Şimdi elinizden telefonu bırakın.
Gözlerinizi çocuğunuzun gözüne değdirin.
Ve o küçük serçenin adını hatırlayın!
Peygamberimiz tam da bunu yapıyordu.

Neden Okuyalım?
Peygamber Efendimizin çocuklarla kurduğu ilişkinin ardındaki pedagojik ve psikolojik hikmeti anlatmaya çalışır.
Hadisleri yalnızca bilgi olarak aktarmakla kalmaz; onların insan gelişimi açısından ne anlam taşıdığını da açıklar.
Çocuk eğitimine dair nebevi uygulamaları nörobilim ve gelişim psikolojisi bulgularıyla birlikte değerlendirir.  
Modern psikolojinin güvenli bağlanma, duygu regülasyonu, öz denetim ve aidiyet gibi kavramlarıyla sünnet arasındaki ortak zemini ortaya koyar.
Günümüz çocuklarının dikkat dağınıklığı, ekran maruziyeti, yalnızlık ve ilişki yoksunluğu gibi meselelerine sünnet perspektifinden bakma imkânı sunar.
Peygamber Efendimizin çocuklarla, gençlerle ve ailelerle kurduğu ilişkinin inceliklerini günümüz ebeveynliğine taşır.  
Peygamber Efendimizin çocuk yetiştirme yaklaşımını sadece tarihî bir örnek olarak değil, bugünün aile hayatına rehberlik eden canlı bir model olarak sunar.
Çocuğun davranışlarına değil, o davranışların altında yatan ihtiyaçlara bakabilme becerisi kazandırır.
Anne babalara yalnızca ne yapmaları gerektiğini değil, neden yapmaları gerektiğini de düşündürür.
Modern dünyanın çocukluk üzerindeki etkilerini fıtrat ekseninde değerlendirme imkânı verir.  
Çocuk terbiyesini emirler ve yasaklar üzerinden değil; ilişki, merhamet, bağ ve fıtrat üzerinden okumayı sağlar.
Sünnetin belirli bir çağa değil, insanın değişmeyen yaratılışına hitap ettiğini fark ettirip Peygamberî terbiyenin nöropsikolojik ve gelişimsel kodlarını keşfetme fırsatı sunar.  

Editörün Kaleminden
Peygamber Efendimizin çocuklara nasıl özenle davrandığını daha önce çokça okumuştum. Ancak Sünnet Pedagojisi üzerinde çalışırken kendimi şu düşüncenin etrafında dolaşırken buldum: Biz modern psikolojinin bugün uzun uzun anlattığı birçok şeyin izine, Peygamber Efendimizin çocuklarla kurduğu ilişkide rastlıyoruz. Üstelik bunu bir teori olarak değil yaşanmış bir hayatın içinde canlı olarak görüyoruz… 
Sünnet Pedagojisi satırları arasında ilerledikçe beni en çok etkileyen şeylerden biri; bir hadisi okuyorsunuz, ardından dönüp o davranışın insan ruhunda neye karşılık geldiğini düşünmeye başlıyorsunuz.  Zira çocuk eğitimi üzerine yazılmış pek çok kitapta hadislerden örnekler verilir. Fakat Sünnet Pedagojisi’nde Hatice Kübra Tongar, bir hadisin ne söylediği kadar, o hadiste aktarılan davranışın neden o şekilde ortaya konduğu üzerinde de duruyor. Peygamber Efendimizin bir çocuğa bakışındaki inceliği, bir gencin arayışına verdiği cevabı, bir hata karşısındaki tutumunu; nörobilim, gelişim psikolojisi ve insan fıtratı üzerinden yeniden ele alıyor. Sanırım kitabın en özgün tarafı da burada ortaya çıkıyor.
Mesela bir çocuğun ağlamasını duyduğu için namazı kısa kesen Peygamber Efendimiz çıkıyor karşımıza Burada bir annenin kaygısını gören, bir çocuğun ihtiyacını önemseyen, ilişkiyi önceleyen bir bakışla muhatap oluyorsunuz. Ardından torunlarını omuzunda taşıyan, secdede sırtına çıkan çocuklar inene kadar bekleyen Peygamber Efendimiz ile karşılaşıyoruz. Bugün çocuk psikolojisinin merkezinde duran güvenli bağlanma dediğimiz şeyin canlı bir örneği değil miydi bu?
Satır aralarında modern psikolojinin kullandığı kavramlarla sünnet arasında âdeta görünmez köprüler kurulduğunu görüyorsunuz. Bir tarafta oksitosin var, bir tarafta güvenli bağlanma… Bir tarafta duygu düzenleme becerileri, diğer tarafta ise bütün bunları 1400 yıl önce yaşayan bir Peygamber… Bu noktada, “Acaba Peygamber Efendimiz çocuklara sadece sevgiyle mi yaklaşıyordu, yoksa insan ruhunun yaratılış sırlarına temas eden çok daha derin bir terbiye anlayışı mı vardı?” sorusunu kendinize sormadan geçemeyeceksiniz.
Sünnet Pedagojisi’nde en çok hoşuma giden şeylerden biri de sünnetin bir davranış listesi gibi sunulmaması. Yapılacaklar ve yapılmayacaklar cetveli yerine, insan ruhunu tanıyan, fıtratı bilen, yaratılışın dilini okuyan büyük bir eğitim sistemiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Örneğin kitabın ilk bölümlerinde fıtrat kavramı üzerinde uzun uzun duruluyor. Fıtrat kelimesini yıllardır duyuyor olabilirsiniz ama ilk kez bu denli farklı bir yerden düşünme fırsatı bulacağınıza inanıyorum. 
Kitap, farkındalık temelli sorular üzerinden insanın yaratılış kodlarını konuşmaya başlıyor ve sonra dönüp çocuklara bakıyor. Bugünün çocuklarına… Ekranların arasında büyüyen, dikkati parçalanan, sürekli uyarılan, can sıkıntısına bile tahammül etmekte zorlanan çocuklara… Özellikle görülme ihtiyacından, bağ kurmanın öneminden ve çocukların duygusal yalnızlığından söz edilen sayfalarda içim sık sık burkuldu. Bir çocuğun gerçekten neye ihtiyacı var? Onu büyüten şey kurallar mı, oyuncaklar mı, başarılar mı; yoksa bütün bunlardan önce kurulan ilişki mi? Kitap boyunca bu sorular bana tekrar tekrar eşlik etti. 
Ve beni en çok etkileyen farkındalıklardan biri de şuydu: Biz çağın değiştiğini konuşuyoruz ama insan değişmiyor. Bin yıl önceki çocuk da görülmek istiyordu, bugünkü çocuk da. Bin yıl önceki çocuk da anlaşılmak istiyordu, bugünkü çocuk da. Bin yıl önceki çocuk da korktuğunda güvenli bir liman arıyordu, bugünkü çocuk da aynı ihtiyacı taşıyor. Belki de sünnetin çağlar üstü oluşu tam da burada saklı. Çünkü sünnet zamana değil, insana hitap ediyor. İnsan değişmediği için de eskimiyor.
Kitapla geçirdiğim zamanın sonunda zihnimde onlarca hadis, onlarca araştırma ve sayısız not kalmıştı. Lakin kalbimde yer eden asıl şey Peygamber Efendimizin sadece çocuk yetiştirmediği; insan ruhunu inşa ettiğine dair güçlü bir farkındalıktı. Ve galiba bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz şey de tam olarak bu.
O zaman sünnetin satır aralarında saklı bu eşsiz terbiye mirası Aile’mizden Aile’nize gelsin…

Yorumlar
Yorum Yap
Bu ürün için henüz yorum yapılmamış.

Çok Satanlar