“Bilgelik”, “bilinç gelişimi” ve “manevi farkındalık” kavramlarını psikolojiyle harmanlayarak okura derinlikli bir bakış açısı kazandırır.
Bilinci yükselen insanın düşünce biçiminin, ilişkilerinin ve hayata bakışının nasıl değiştiğini etkileyici örneklerle açıklar.
İnsanın kendi iç dünyasını dönüştürmeden gerçek huzura ulaşamayacağını sade ve anlaşılır bir dille ortaya koyar.
Bilimsel araştırmaları, filozofların görüşlerini ve yaşam tecrübelerini aynı düşünce ekseninde buluşturur.
Korku, kaygı ve negatif düşüncelerle kuşatılmış insanın yeniden içsel denge kurabilmesine katkı sağlar.
Hayatın merkezine sevgiyi, anlamı ve bilinç gelişimini yerleştirmenin insanı nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyar.
Yaşamda büyük resmi görebilen insanların daha huzurlu ve üretken olduğunu etkileyici hikâyelerle anlatır.
EDİTÖRÜN KALEMİNDEN
“Kimi kitap insanın zihnine bilgi bırakır kimisi ise kalbine dokunur.”
Bu dosyayı yayına hazırlarken, Ruhunu Yoran Şeylerden Kurtul’un ikinci gruba ait olduğunu daha ilk sayfalarda hissettim. Zira bu kitap, insanın iç dünyasını merkeze alan, modern çağın görünmez yorgunluklarını fark ettiren ve okuru kendi ruhuyla yeniden tanıştıran güçlü bir iç yolculuk metni. Bunların yanı sıra –belki de en önemlisi– kitabın her satırı mübalağasız insanın iyiliğe olan inancını pekiştiren ve bu anlamda şevk veren bir zemine sahip.
Bugün pek çok insanın hayatı dışarıdan bakıldığında düzenli görünüyor. Çalışıyor, üretiyor, sorumluluklarını yerine getiriyor, günlük hayatın temposuna ayak uyduruyor. Ama bütün bunların ortasında içten içe yorulan, daralan, anlam kaybı yaşayan çok büyük bir kitle var.
İşte Dr. Zülfikar Özkan bu kitapta tam olarak o yorgunluğu ele alıyor. Üstelik bunu kuru bir kişisel gelişim diliyle değil; psikolojiyi, maneviyatı, felsefeyi, insan tecrübesini ve kadim bilgeliği aynı potada eriten sıcak, sahici ve düşündürücü bir anlatımla yapıyor.
Kitabın ilk sayfalarında Özkan, insanın yaşadığı temel problemin çoğu zaman dış dünya değil “düşük bilinç hâli” olduğunu söylüyor. Bu yaklaşım eserin omurgasını oluşturan en güçlü fikirlerden biri bence. İnsanların büyük kısmı mutsuzluklarının sebebini yaşadığı şartlarda, başka insanlarda, geçmişte ya da gelecekte arıyor. Oysa yazar, insanın hayatı algılama biçiminin değişmeden huzurun kalıcı olmayacağını anlatıyor.
Özellikle “Bilgelik Bilinci ve Bilge Olabilme Sanatı” bölümü üzerinde çalışırken altını çizdiğim çok fazla cümle oldu. Çünkü kitap burada bilgeliği yaşlılıkla, çok bilgi sahibi olmakla ya da dünyadan el etek çekmekle ilişkilendirmiyor. Bilgeliği; insanın kendini tanıması, egosunu aşabilmesi, olaylara büyük resimden bakabilmesi ve hayatına anlam katabilmesi üzerinden anlatıyor. Günümüzde herkesin konuştuğu ama çok az insanın gerçekten üzerinde düşündüğü “anlam” meselesi, kitapta oldukça güçlü bir şekilde ele alınıyor.
Bir başka önemli başlık ise “tekâmül yolculuğu.” Yazar burada insanın yaşadığı acıları, hayal kırıklıklarını ve kırılmaları bambaşka bir yerden yorumluyor. Modern dünyada insanlar genellikle acıyı hayatın bozulması ya da kötüye gitmesi gibi görüyor. Oysa bu çalışma, insanın bazen tam da kırıldığı yerden dönüşmeye başladığını anlatıyor. “Dertler yoktur, dersler vardır” yaklaşımı, kitabın ruhuna yayılan temel düşüncelerden biri. Bu yüzden eser, okura yaşadığı zorlukları romantize eden bir yerden değil; onları anlamlandırmaya çalışan bir bilinç düzeyinden yaklaşıyor.
Ruhunu Yoran Şeylerden Kurtul, insanın kendi içine dönmesini sağlayan, onu farkındalığa çağıran, hayatı daha bilinçli yaşamaya davet eden bir eser. Sayfalar ilerledikçe insan kendine şu soruları sormaya başlıyor:
“Ben gerçekten nasıl bir hayat yaşıyorum?”
“Zihnimi en çok ne yoruyor?”
“Hayatımın merkezinde korkular mı var, değerler mi?”
“Ben gerçekten huzurlu muyum?”
Son sayfaya geldiğimde ise zihnimde kalan duygu şuydu:
İnsan dünyayı değiştirmeye çalışmadan önce kendi iç dünyasını iyileştirmeyi öğrenmeli. Çünkü ruh hafiflediğinde, hayat da hafiflemeye başlıyor.
İyiliğe olan inancımızın hiç bitmemesi bilakis çoğalarak artması dua ve temennisiyle…