Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya
Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya
Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya
Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya
Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya
Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya

AİLE YAYINLARI

Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya

5 İş günü içinde teslimat
Paylaş:
Hemen Al
WhatsApp
SEPETE EKLE
Kendinizle, eşinizle ve evladınızla sağlıklı bir bağ kurmaya hazır mısınız?
Doksan dokuz gün sürecek içsel yolculuk önerileri ve ailece uygulayabileceğiniz bağlanma temelli oyun ve etkinlikler, manevi bağınızı güçlendirecek esma dualarıyla harmanlanıyor. Bağlanma Günlüğü, duygu ve düşüncelerinizi kayıt altına alabileceğiniz ‘günlük’ formatıyla içinizdeki tüm bağları güvenli bir limana yanaştırıyor. Haydi o zaman aşk ile niyet ettik niyet eyledik; değişime, gelişime, ailece güzelleşmeye…
İncelediğiniz ürün ile birlikte bu ürünler de sepetinize eklenecektir!
Avantajlı Toplam
%37
Ürün Açıklaması
“Ben bunu onun yüzüne de söylerim.”
“Arkasından konuşmak gibi olmasın ama…”
“Yalan mı söylüyorum, dediklerimin hepsi doğru!”
“Allah ıslah etsin, yine yapmış yapacağını…”
“Anlatmazsam patlarım!”
Bu cümleler size de tanıdık geliyor mu? Çünkü gıybet, çoğu zaman böyle masum görünen cümlelerin arkasına saklanarak hayatımıza girer. Gıybetle, kendimizi haklı çıkarır, vicdanımızı susturur; kelimeleri-mizle başkalarının onurunu örselerken, ruhumuzu da farkında olmadan yorarız.
“Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya” gıybetin; zanla başlayan, merakla büyüyen ve alışkanlığa dönü-şen bir ruh kirliliği olduğunu gözler önüne seriyor. Aile oturmalarından komşu buluşmalarına, dost meclis-lerinden iş ortamlarına, sosyal medyadan WhatsApp yazışmalarına, “rahatlama” bahanesinden “dürüst-lük” maskesine kadar gıybetin tüm gizli kılıklarını tek tek ele alıyor.
Hz. Meryem’in “susma orucu”ndan ilham alan, iftarı dünyada olmayan ama mükâfatı ebedî cennet olan bir ahlak yolculuğuna davetlisiniz.

BU KİTABI NEDEN OKUYALIM?
Gıybetin kul hakkı ve karakter meselesi olduğunu fark ettirerek okuru derin bir vicdan muhasebesine davet eder.
Zanla başlayıp tecessüsle büyüyen gıybet sürecini anlatarak, insanın kendi kalbini ve dilini nasıl kirlettiğini çarpıcı örneklerle gösterir.
Kur’an ayetleri, hadisler ve ibretli kıssalar eşliğinde gıybetin insan ilişkilerinde açtığı derin yaraları sade bir dille açıklar.
Sosyal medyadan, aile ve iş ortamlarına kadar uzanan gıybet biçimlerini ele alarak gıybetin yükünü ve sorumluluğunu açıkça ortaya koyar.
Gıybetin yerine hüsnüzan ve empati koymanın mümkün ve gerekli olduğunu hatırlatır.
Otuz günlük gıybet orucu takvimi ve “poster hediyesi” ile okura, teoriden pratiğe uzanan uygulanabilir bir manevi disiplin sunar.
Gıybetten uzak durmanın insanın iç huzuruna ve ilişkilerine nasıl iyi geldiğini örneklerle fark ettirir.

EDİTÖRÜN KALEMİNDEN
Son zamanlarda edisyonunu yaparken hem çok sarsıldığım hem de tertemiz bir neşeyle heyecanlandığım bir kitap oldu Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya. Sarsıldım çünkü günlük hayatın içinde, dost meclislerinde, sosyal medyada farkında olarak ya da olmadan o kadar çok düşüyoruz ki bu pis sularla dolu kuyuya. Heyecanlandım çünkü yazar ilk sayfalardan itibaren okuyucuyu bir niyete girmesi yönünde motive ediyor. 
Bu öyle güzel bir niyet ki daha niyet eder etmez insanın içi ferahlıyor, sevinç kaplıyor bünyeyi de ruhu da. Süreçte zaten Allah’ın emrini yerine getirmenin huzuru bir yana insanın kendine, topluma, yaşadığı çağa bile güveni artıyor. Güven böyle bir duygu çünkü, sahibinden çoğalıyor ve çevreye yansıyor. İnsanlarla olan ilişkin düzeliyor, insanlar sana bir başka bakıyor. Bu çağda güvenilir insan olmanın farkını, konforunu ve ayrıcalığını yaşıyorsun; en hasından bir “asil insan” oluyorsun. Sadece ailenin, eşinin dostunun değil emrine uyduğun için O’nun gözünde de bu duruşun kulluk heyecanını ve neşeni artırıyor. 
Hasılı bu dosya masama ilk geldiği andan itibaren, teknik bir editörlük sürecinin ötesinde, insanı durdurup düşündüren, kelimelerle değil vicdanla konuşan bir metinle karşı karşıya olduğumu hissettirdi. 
Bu kitapta en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de metnin içtenliği oldu. Gıybet orucu fikrinin doğuş hikâyesi, bir insanın kendi kalbiyle hesaplaşması üzerinden anlatılıyor. Yazar Ömer Faruk Paksu, kendini temize çıkaran bir yerde durmuyor, bilakis okurla aynı zeminde buluşuyor. Süreçte yanıldığı, zorlandığı, sustuğu anları açıkça paylaşıyor. Bu dürüstlük, kitabın en güçlü taraflarından biri. Çünkü okur, sayfalarda kusursuz bir anlatıcıyla değil, kendisine benzeyen bir yol arkadaşıyla karşılaşıyor.
Metnin bölümleri ilerledikçe gıybetin ne kadar katmanlı bir mesele olduğu fark ediliyor. Zan ile başlayan bu sorun, zihne, kalbe ve dile doğru genişliyor. Suizan, tecessüs, niyet okuma, sosyal medya dili, grup sohbetleri, mizah kılıfına sokulmuş kırıcı cümleler… Bu yönüyle okur, metni okurken sürekli kendi hayatından sahnelerle karşılaşıyor.
Kitap, gıybetin ağırlığını ayetlerle, hadislerle, ibretli kıssalarla hissettirirken okuru umutsuzluğa sürüklemiyor. İnsan ilişkilerinin onarılabilir olduğuna, dilin terbiye edilebileceğine, alışkanlıkların değiştirilebileceğine dair güçlü bir umut taşıyor. “Gıybet orucu” fikri, ulaşılamaz bir ideal gibi sunulmuyor. Bir irade eğitimi, bir farkındalık süreci, bir iç disiplin olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, kitabı teorik bir metin olmaktan çıkarıp yaşanabilir bir rehbere dönüştürüyor. Hatta kitabın son bölümünde yer alan “30 günlük gıybet orucu takvimi” ve bulunduğunuz ortama asabileceğiniz “poster hediyesi” ile yazar bu kararınızda ilk adımı atarken âdeta elinizden tutuyor.
Niyet Ettim Gıybet Orucu Tutmaya, bitirdiğinizde zihinde kalan bir kitap değil, hayata karışan, sohbetlerin ortasında hatırlanan, bir cümle kurulmadan önce duraksatan bir kitap. Bu kitabın, okurla buluştuğu her yerde bir iç muhasebeye vesile olmasını diliyorum. Duam odur ki tüm okurlarla birlikte bu oruca niyet edip ve hiç iftarını etmeyip hep birlikte cennette Efendimizin (s.a.v) sohbet meclislerinde buluşalım. Âmin!

Yorumlar
Yorum Yap
Bu ürün için henüz yorum yapılmamış.

Çok Satanlar