Bir kasaba düşün... Yolları kıvrıla kıvrıla bir meydana çıkıyor. O meydanın tam ortasında ise benzeri bulunmayan bir dükkân duruyor. Burası, sıradan bir pabuççunun değil, insanları ayakkabılarından tanı-yan bir bilgenin dükkânı!
Bir ayakkabı, sahibinin aceleciliğini anlatabilir mi? Ya da ezilmiş bir topuk, sana “Biraz dur!” diyebilir mi?
Pabuççu Bilge tam da bunu yapıyor! Ayakkabıları tamir ederken aslında insanların kalbini, alışkanlık-larını ve bakış açılarını onarıyor.
Bu kitapta; bir kasabanın nasıl değiştiğini, insanların küçük fark edişlerle nasıl dönüşebildiğini ve en önemlisi kendin olmanın neden en doğru yol olduğunu keşfedeceksin!
Hazırsan, Pabuççu Bilge, sıra dışı dükkânında seni bekliyor!
BU KİTABI NEDEN OKUYALIM?
Farklı karakterler üzerinden hayat dersleri verir, çocukların sosyal ilişkilerde daha bilinçli davranmasına destek olur.
Çocuklara dış görünüşe aldanmamayı öğretir, insanları anlamanın derin bir bakış gerektirdiğini etkileyici biçimde anlatır.
Mizah ve bilgelik dengesini kurar, hem güldüren hem düşündüren sahnelerle unutulmaz bir okuma deneyimi sunar.
Çocuklara farklı bakış açıları kazandırır, olaylara tek yönlü değil çok yönlü bakmayı öğretir.
Değerler eğitimini doğal şekilde işler; empati, sabır ve anlayış gibi kavramları güçlü biçimde hissettirir.
Hayatın temposu içinde durmayı öğretir, düşünmenin ve fark etmenin önemini etkileyici biçimde vurgular.
EDİTÖRÜN KALEMİNDEN
Bir çocuğun dünyasına girebilmek, onun göz hizasına inebilmek ve hayatı onun kalbinden okuyabilmek… İşte iyi bir çocuk kitabının en kıymetli tarafı tam da burada başlar.
Hilâl Uluğ’un kaleme aldığı Pabuççu Bilge’nin Sıra Dışı Dükkânı, bizi böyle bir bakış açısına davet eden, hem gülümseten hem düşündüren sıcacık bir hikâyenin kapısını aralıyor. Daha ilk sayfalardan itibaren, dağların arasında kurulmuş o şirin kasabada, trafik ışıklarının ortasında inatla yerinden kıpırdamayan bir evle karşılaşıyoruz. Ve o evde yaşayan süper, orijinal bir bilgeyle…
Pabuççu Bilge, ayakkabı tamir eden bir ustadır. Fakat bu tanım, onu anlatmaya yetmez. Çünkü o, aslında ayakkabılardan çok insanların yürüyüşlerini, duruşlarını, telaşlarını, hatta sakladıkları duyguları tamir eder. Bir ayakkabının yamuk basmasıyla bir insanın hayatındaki dengesizliği ilişkilendirir. Topuğu ezilmiş bir ayakkabıda, sahibinin yorgunluğunu görür. Dar gelen bir ayakkabıda, başkalarına kendini kabul ettirme çabasını fark eder.
Bu kitabı hazırlarken beni en çok etkileyen şeylerden biri, hikâyenin öğretmek için durup anlatmaması oldu. Çünkü çocuk edebiyatının bence en güçlü tarafı, okura “anlatmak” değil “hissettirmek”tir. Pabuççu Bilge de bunu yapıyor. Bir öğretmen gibi karşıya geçip uzun uzun konuşmuyor. Bir dost gibi yaklaşarak okurun zihninde farklı kapılar açıyor.
Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri de karakterin sıra dışılığı. Kurabiyelerle ayakkabıları karıştıracak kadar dalgın, kendi kendine konuşacak kadar iç dünyasıyla barışık, insanların kusurlarını görüp onları incitmeden söyleyecek kadar hassas… Bu özellikler, çocuklara şu önemli mesajı veriyor: Farklı olmak bir eksiklik değil, bir zenginliktir. Hatta bazen insanı değerli kılan şey, tam da bu farklılıktır.
Hikâyede sık sık karşılaştığımız bir diğer önemli tema ise “görünene aldanmamak”. Pabuççu Bilge’nin dilinden dökülen “Hiçbir şey görünenden ibaret değildir” düşüncesi, kitabın omurgasını oluşturuyor. Bugün çocukların en çok ihtiyaç duyduğu becerilerden biri de budur: Yargılamadan önce anlamaya çalışmak. Bir davranışın arkasındaki duyguyu fark etmek. Bir insanın dış görünüşüne değil, iç dünyasına kulak verebilmek. Bu kitap, işte tam da bu bakış açısını kazandırmayı hedefliyor.
Aynı zamanda kitap, modern hayatın hızlı temposuna da ince bir eleştiri getiriyor. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan, kendini zorlayan, mükemmel olmaya çabalayan insanların hikâyeleri, Pabuççu Bilge’nin dükkânında birer birer çözülüyor. Çünkü Bilge’nin dünyasında mükemmellik diye bir şey yoktur. “O an orada olmak” vardır, “yeterince iyi olmak” vardır, “kendin olmak” vardır. Bu yönüyle kitap, çocuklara olduğu kadar ebeveynlere de dokunan bir metin sunuyor.
Keyifli okumalar dilerim.