Duayı sevgiyle öğreten, çocuk kalbinde Allah algısını güvenle inşa eden güçlü bir hikâye sunar.
Çocuğun iç dünyasında güven, umut, teslimiyet ve huzur duygularını köklü biçimde güçlendirir.
Çocukta dua alışkanlığını zorunluluk değil ihtiyaç bilinciyle inşa eder.
İman eğitimini nasihatle değil eğlenceli bir hikâyeyle, duygu üzerinden öğretir, içselleştirir.
Maneviyatı soyut kavram olmaktan çıkarır, çocuğun günlük hayatına yaşayan bir değer olarak taşır.
EDİTÖRÜN KALEMİNDEN
“Ayşe / Bir Dua Mangası”, çocukların kalbine duayı bir bağ olarak yerleştiren; dua kavramını korku ve zorunluluk üzerinden değil, sevgi, güven ve yakınlık üzerinden inşa eden özel bir eser. Ayşe’nin hikâyesi, bir çocuğun Allah ile kurduğu saf, doğal ve samimi bağın yansıması şeklinde ilerliyor.
Ayşe, serinin diğer kitaplarında olduğu gibi hayal kuran, isteyen, sabırsızlanan, kırılan, sevinen, üzülen, anlamlandıramayan ama kalbiyle hisseden bir çocuk… Dua defterine yazdığı istekler, çocuk dünyasının gerçekliğini yansıtan masum beklentilerle dolu. Oyunlar, hediyeler, doğum günü hayalleri, sevdikleriyle birlikte olma arzusu… Bu yönüyle “Bir Dua Mangası”, çocuğun dünyasını yargılamadan, küçümsemeden ve düzeltmeye çalışmadan kabul eden bir anlatım dili kuruyor.
Kitap boyunca Ayşe’nin yaşadığı içsel dönüşüm, didaktik bir dille değil; yaşantı ve duygu üzerinden inşa ediliyor. Dua etmek istiyor, çok istiyor… Ama her çocuk gibi duanın hemen karşılık bulmamasıyla hayal kırıklığı yaşıyor. İşte tam bu noktada hikâye, çocuk psikolojisini çok doğru bir yerden yakalıyor: Çünkü çocuk için “istemek” doğrudan “olması gereken” bir şeydir. Beklemek, ertelemek, sabretmek zordur. Bu kitap, çocuğun bu duygularını bastırmadan, bastırmasını istemeden, yok saymadan ele alıyor.
“Ayşe / Bir Dua Mangası”, duayı sihirli bir dilek mekanizması olarak sunmuyor. Duayı, Allah’la kurulan bir ilişki biçimi olarak tanımlıyor. Güven ilişkisi. Teslimiyet ilişkisi. Bağ kurma hâli. Konuşma hâli. Yakınlık hâli. Kalbin diliyle kurulan bir temas…
Eserin en güçlü yanlarından biri, ebeveyn-çocuk ilişkisinin kurgulanış biçimi. Ayşe’nin annesi ve babası, öğretici karakterler değil; rehber karakterler olarak konumlanıyor. Buyurmuyorlar, korkutmuyorlar, zorlamıyorlar, baskı kurmuyorlar. Anlatıyorlar, açıklıyorlar, bekliyorlar, eşlik ediyorlar. Bu yönüyle kitap, sadece çocuklara değil; ebeveynlere de güçlü bir model sunuyor. Manevi değerlerin nasıl aktarılabileceğine dair son derece sağlıklı bir örnek oluşturuyor.
Kitabın sonunda oluşan dönüşüm içsel bir fark edişle gerçekleşiyor. Ayşe’nin duası “şekil” değiştiriyor. İçeriği, yönü ve anlamı değişiyor. Dua artık sadece istemek değil; birlikte olmanın, birlikte yaşamanın, birlikte şükretmenin, birlikte sabretmenin bir dili hâline geliyor.
Bu kitap, çocukların kalbine şu cümleleri sessizce yerleştiriyor:
“Allah beni duyuyor.”
“Allah beni görüyor.”
“Allah beni seviyor.”
“Ve ben O’na güvenebilirim.”
İşte bu yüzden bu eser, sadece bir çocuk mangası değil; bir inanç dili inşa eden, bir kalp dili kuran, bir güven pedagojisi sunan özel bir anlatıdır.