“Sınır” yoksa “sinir” vardır!
Bir evde sesler yükseliyorsa orada duyulmayan ihtiyaçlar vardır.
Bir ilişkide öfke günbegün büyüyorsa, çoğu zaman nedeni, çizilemeyen sınırlardır.
Sınır koymak, çoğu insan için zor, hatta bazen suçluluk verici bir davranıştır. “Hayır” demek; bencillik, kendini korumak, karşısındakini kırmak sanılır. Oysa aileleri “sinirden” koruyan yegâne şey, sağlıklı “sınır-lar”dır.
Bu kitapta; eşler arasındaki görünmeyen sınırlar, gelin-kayınvalide gerilimleri, ailelerin hayatımıza müdahalesi, “El âlem ne der?” baskısı, sosyal medyanın mahremiyetimizi nasıl aşındırdığı ve çocukları-mıza sınır koyarken düştüğümüz hatalar gerçek yaşamdan örnekler ve psikolojik analizlerle ele alınıyor.
Uzman Aile Danışmanı İlknur Özhan, ailelerde “sinir” kat sayısı yükselmesin diye doğru “sınır” yöntem-lerini anlatıyor.
BU KİTABI NEDEN OKUYALIM?
Sınır koymanın ilişkileri koparmak değil, korumak olduğunu etkileyici örneklerle ele alır.
Ailede yakınlıkla özerklik arasındaki dengeyi açıklar, aile üyelerinin sağlıklı mesafeler kurmasını sağlar.
Akraba müdahalelerinin evlilik üzerindeki etkilerini görünür kılar, yuvanın kapısını içeriden korumanın önemini güçlü biçimde aktarır.
Evlilikte sevgi adına yapılan kontrolün ilişkiyi nasıl zedelediğini gösterir, yakınlıkla baskı arasındaki farkı sunar.
Çocuk yetiştirirken sevgiyle sınır koymanın neden önemli olduğunu bilimsel ve insani yönleriyle açıklar.
EDİTÖRÜN KALEMİNDEN
Hepimiz sevdiklerimizle iyi geçinmek, huzurlu bir evde yaşamak, çocuklarımızı sevgiyle büyütmek isteriz. Fakat tam da bu niyetle kurduğumuz ilişkilerde, farkında olmadan birbirimizi incitir, yorar ve çoğu zaman “Nerede yanlış yaptık?” sorusunun içinde kayboluruz.
İşte İlknur Özhan’ın kaleme aldığı Sinirli Değil Sınırlı Aileler, tam da bu sorunun cevabını arayan bir rehber niteliğinde. Çünkü bu kitap, ilk bakışta bir “iletişim problemi” gibi görünen pek çok meselenin aslında daha derinde yatan bir hakikate işaret ettiğini söylüyor: Sınır problemi.
Bugün birçok ailede yaşanan kırgınlıkların, tartışmaların, anlaşmazlıkların temelinde çoğu zaman büyük hatalar değil; küçük ama sürekli ihlal edilen sınırlar var. Sevgi var ama yönü belirsiz. İlgi var ama ölçüsü yok. Fedakârlık var ama dengesi kaybolmuş. İnsanlar birbirini seviyor ama birbirinin alanına, nerede duracağını bilemeden giriyor.
Uzman Aile Danışmanı İlknur Özhan, sınırı bir uzaklaşma değil, aradaki muhabbeti koruma biçimi olarak ele alıyor. Sınırın, sevgiyi azaltan değil, aksine onu sağlıklı hâle getiren bir yapı olduğunu anlatıyor.
Kitap üç ana bölüm üzerinden ilerliyor:
İlk bölümde, aile dışındaki kişilere karşı sınır koyma meselesi ele alınıyor. Kayınvalide-gelin ilişkilerinden akraba müdahalelerine, sosyal medya üzerinden yaşanan mahremiyet ihlallerinden “El âlem ne der” baskısına kadar pek çok başlık hem psikolojik hem de sosyolojik yönleriyle değerlendiriliyor.
İkinci bölümde ise evliliğin en hassas alanına giriliyor: karı-koca ilişkisi. Sevgi ile kontrol arasındaki ince çizgi, “biz” olurken “ben”i kaybetmek, tartışma anlarında yapılan sınır ihlalleri gibi birçok konu, okurun kendi ilişkisini yeniden değerlendirmesine imkân tanıyor.
Üçüncü bölümde ise ebeveynlik boyutu ele alınıyor. Çocuğa sınır koymanın neden zor geldiği, sevgi ile disiplinin nasıl dengelenebileceği, ekran kullanımı, uyku ve yemek düzeni gibi günümüzün en güncel meseleleri, pratik ve uygulanabilir önerilerle birlikte sunuluyor.
Kitap boyunca dikkat çeken bir diğer unsur ise, anlatımın yalnızca problem odaklı olmaması. Yazar, her başlığın ardından okura küçük ama etkili çözüm yolları sunuyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca farkındalık oluşturan değil, aynı zamanda dönüşüm başlatan bir rehber niteliği taşıyor.
Sinirli Değil Sınırlı Aileler, aynı zamanda insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi de dönüştüren bir eser. Çünkü insan, başkalarına sınır koyabilmek için önce kendi değerini fark etmek zorundadır.
Yazımı bu kitabı çalışırken zihnimde sürekli tekrar eden şu ifadelerle sonlandırmak isterim:
“Sınır koymak, sevmekten vazgeçmek değildir.
Sınır koymak, sevgiyi korumaktır.”