Çocuklar sıkı durun!
Bayıldığınız mangalar serisine muhteşem bir kitap katılıyor!
Mini minicik Ayşecik, annesinin ve babasının hac ibadeti için Kâbe’ye gideceğini öğrenince hem sevi-niyor hem de onlardan ayrı kalacağı için üzülüyor.
Üstelik Ayşe ve üvey ablası Sare, bu süre boyunca sert mizaçlı Meryem ninenin yanında kalacaklar!
Anlayışlı bir anne, sevgi dolu bir üvey baba ve gıcık bir üvey abla…
Bakalım Ayşe fedakârlığın ve sabrın anlamını öğrenebilecek mi bu yolculukta?
BU KİTABI NEDEN OKUYALIM?
Kitapta Kâbe, yalnızca bir mekân değil; yön, aidiyet ve anlam merkezi olarak sunulur.
Hac ibadetini bilgi, fedakârlık ve sabır deneyimi şeklinde hissettirerek çocuklara Kâbe sevgisi kazandırır.
Nine karakteri üzerinden kayıp, yas, öfke ve içe kapanma gibi zor duyguları sade biçimde anlatır.
Nine ile çocuklar arasındaki ilişki süreci, sevginin zamanla ve emekle onarılabileceğini hissettirir.
Ebeveynlere, çocuklarla inanç ve kayıp konularını konuşabilmeleri için doğal bir zemin hazırlar.
EDİTÖRÜN KALEMİNDEN
Ayşe / Bir Kâbe Mangası, bir çocuğa Kâbe’yi anlatmayı hedefleyen sıradan bir anlatı değildir. Bu kitap, kutsal bir mekânı tanıtmaktan çok; bir çocuğun kalbinde yön duygusunun nasıl oluştuğunu, uzak olanla nasıl bağ kurulduğunu ve merkezin ne anlama geldiğini hissettiren özel bir hikâye sunar.
Ayşe’nin hikâyesi üzerinden ilerleyen anlatı, Kâbe’yi “gidilen bir yer” olmanın ötesine taşır; onu yönelinen, özlenen ve beklenen bir değer hâline getirir.
Önemli hakikatleri eğlenceli ve sürükleyici bir dille anlatan serinin bu kitabı, Ayşe’nin anne ve babasının hac yolculuğuyla başlıyor. Ve bu yolculuk, Ayşe için sadece bir ayrılık değil; aynı zamanda büyük bir yüzleşme anlamına geliyor. Çünkü hac, yetişkinler için bile zor bir fedakârlıkken; bir çocuk için çok daha karmaşık duygular barındırıyor. Özlem, korku, terk edilme hissi, öfke, anlamlandıramama… Kitap, bu duyguların hiçbirini bastırmıyor. “Böyle hissetmemelisin” demiyor, “Ama Kâbe çok kutsal” diyerek çocuğun duygularını susturmuyor. Tam tersine, Ayşe’nin kalbinden geçen her duyguyu görünür kılıyor.
İşte bu noktada hikâyenin en güçlü damarlarından biri devreye giriyor: Meryem nine.
Ayşe ve Sare’nin Meryem nine ile kurduğu ilişki, sadece bir “uyum süreci” değildir. Bu ilişki, aynı zamanda yas, sabır, beklemek ve kalpten kalbe kurulan bağ üzerine sessiz bir anlatıdır. Kitap, bir çocuğun yetişkin dünyasındaki kırıkları nasıl fark ettiğini ve onarmaya çalıştığını çok incelikli bir dille anlatır.
Ayşe / Bir Kâbe Mangası, Kâbe’yi “gidilecek bir yer” olmanın ötesine taşır. Onu bir yön duygusu olarak ele alır. İnsanların dünyanın neresinde olursa olsun aynı noktaya dönmesini; aynı anda, aynı niyetle, aynı teslimiyetle yönelmesini anlatır.
Ebeveyn figürleri de serinin diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da son derece dengeli bir yerde durur. Anne ve baba; her şeyi bilen, hüküm veren karakterler değildir. Onlar da fedakârlık yapan, zorlanan, ayrılığı göze alan ama çocuklarının duygularını önemseyen rehberlerdir.
Sonuç olarak Ayşe / Bir Kâbe Mangası, bir ibadeti öğretmekten çok daha fazlasını yapar. Bir çocuğa şunu fısıldar:
“Duyguların kıymetlidir.”
“Anlamadığın şeyler olabilir.”
“Beklemek zor ama mümkündür.”
“Ve kalbinin yönü, seni daima doğru yere götürür.”
Bu kitap; Kâbe’yi anlatırken, aslında “kalbi merkeze almayı” öğretir. Ve bunu, en zor ama en doğru yoldan yapar:
Bir çocuğun göz hizasından… Keyifli okumalar dilerim.