“Ben kimim?”
“Nereden geldim?”
“Nereye gidiyorum?”
“Yaratıcı benden ne istiyor?”
Bu sorular, ruhunun derinliklerinden yükselen, cevabını aradığın en önemli hakikatlerdir.
Modern dünyanın “Daha hızlı, daha güçlü, daha başarılı ol” baskısı altında ezilirken; aslında neden yorulduğunu, neden kalbini hiçbir şeyin tam anlamıyla tatmin etmediğini hiç düşündün mü?
Çünkü sen, bu dünyaya sadece yaşamak için değil; anlam bulmak, Yaratan’ını tanımak ve kalbini gerçek huzurla doldurmak için gönderildin.
Bu kitap; alışkanlık perdesini aralayıp seni hayret etmeye, kâinatın içindeki yerini fark etmeye, gücünü acziyetinden, huzurunu teslimiyetinden bulmaya çağırıyor.
Sayfalar ilerledikçe fark edeceksin ki: Sen sahipsiz değilsin. Sen başıboş değilsin. Ve sen, sıradan hiç değilsin. Çünkü sen, bu dünyaya kaybolmak için değil; bulmak için geldin. Kendini, anlamını ve en önemlisi seni hiç yalnız bırakmayan Rabbini bulmak için.
BU KİTABI NEDEN OKUYALIM?
“Ben kimim?”, “Nereden geldim?”, “Nereye gidiyorum?” sorularına kalbi ikna eden güçlü ve net cevaplar sunar.
Modern dünyanın dayattığı anlamsızlık hissini kırar ve insana ait hakikati yeniden keşfettirir.
Allah’ı korkuyla değil sevgiyle tanımayı öğretir ve Allah’a karşı kalpte sıcak bir bağ oluşmasını sağlar.
Günlük hayatı ibadete dönüştürmenin yollarını gösterir ve sıradan anlara derin anlam katar.
Dünya ile ahiret arasında denge kurmayı öğretir ve iki hayatı birlikte kazanmanın yollarını gösterir.
EDİTÖRÜN KALEMİNDEN
İnsanın içine doğduğu andan itibaren onunla birlikte büyüyen bazı sorular vardır:
“Ben neden buradayım?”
“Bu hayatın anlamı ne?”
“Nereden geldim, nereye gidiyorum?”
Elinizdeki kitap, Bükrenur Aktaş’ın bilhassa genç kızlar için kaleme aldığı, bu soruları etraflıca ele alan manevi hayat rehberi.
Yazarın dili bir yol arkadaşının samimiyetini taşıyor. Bu samimiyet, kitabın en güçlü taraflarından biri bence. Çünkü okur kendini yargılanmış hissetmiyor. Aksine anlaşılmış hissediyor. Bu his, özellikle genç okurlar için son derece kıymetli. Zira günümüz dünyasında gençler çoğu zaman ne yapmaları gerektiğini söyleyen seslerle çevrili, onları gerçekten dinleyen seslere nadiren rastlıyorlar.
Kitap daha ilk sayfalarında, insanı alışkanlıkların oluşturduğu o görünmez perdeyle yüzleştiriyor. Gündelik hayatın sıradanlığı içinde “normal” kabul edilen pek çok şeyin aslında ne kadar büyük bir mucizeyi barındırdığını hatırlatarak “tefekkür” kavramını odak noktası yapıyor. Güneşin doğuşu, nefes alışımız, kalbimizin atışı… Hepsi bir anda yeniden anlam kazanıyor.
Sayfalar ilerledikçe, hayatın yalnızca yaşanacak bir süreç olmadığı, anlamlandırılması gereken bir yolculuk olduğu fikri giderek derinleşiyor. Dünya ile ahiret arasındaki denge, korku ile sevgi arasındaki ince çizgi, ibadet ile huzur arasındaki güçlü bağ… Tüm bu kavramlar, soyut bir anlatım yerine somut bir hayat tecrübesi hâlinde sunuluyor. Bu da kitabın etkisini arttıran önemli unsurlardan biri bence.
Özellikle Allah tasavvurunun ele alınış biçimi dikkat çekici. Korkuya dayalı bir yaklaşımın yerine, sevgi temelli bir bağın inşa edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu yaklaşım, genç bir kalbin Allah ile kuracağı ilişkinin temelini yeniden şekillendiriyor. Çünkü sevgiyle kurulan bağ kalıcıdır, korkuyla kurulan ise çoğu zaman yüzeyde kalır.
Modern dünyanın sunduğu “özgürlük” kavramı da kitapta sorgulanan başlıklardan biri. Gerçek özgürlüğün, insanın her istediğini yapabilmesi değil; doğru olana bağlanabilmesi olduğu fikri, güçlü bir şekilde işleniyor. Bu yaklaşım, özellikle kimlik arayışında olan gençler için derin bir anlam taşıyor.
Bu dosyayı yayına hazırlarken sık sık şunu hissettim: Bu kitap, genç kızlara yazılmış olabilir ama aslında her yaşın, her kalbin, her arayışın kitabı. Çünkü insanın “anlam arayışı” yaşa bağlı değil; bazen küçük bir çocuğun ya da bir yetişkinin zihninde kitapta ele alınan sorular yankılanabilir.
Son sayfaya gelindiğinde ise insanda garip ama tanıdık bir his oluşuyor. Sanki uzun zamandır aranan bir şey bulunmuş gibi… Belki bir cevap, belki bir yön, belki de bir huzur. Ama kesin olan şu: Bu kitap, okurunu başladığı yerden farklı bir noktaya taşıyor.
Ve belki de en kıymetlisi, kitabın kapağı kapandığında geriye şu farkındalık kalıyor:
İnsan, bu dünyada başıboş değil. Bir anlamı, bir amacı ve bir yönü var. Bunu hatırlamak bile, bazen bir ömürlük değişimin başlangıcı olabilir.
Keyifli okumalar dilerim.