Kur’an Psikolojisi
“Çünkü Kur’an, inananlar için ancak bir şifadır.” (Fussilet, 44)
Fıtrat Pedagojisi kitabıyla yüz binlerce annenin yoluna ayet çiçekleri seren Hatice Kübra Tongar, bu defa Kur’an-ı Kerim’in sayfalarına bir psikolog olarak bakıyor.
Güvenli bağlanma, psikolojik rezilyans, öz değer inşası, duygusal regülasyon, mindfulness ve diğer psikolojik kavramlar, Kur’an’ın insan psikolojisini adım adım inşa eden yol haritasıyla muhteşem manalara bürünüyor.
Bu kitap, Kur’an’daki kısa sureleri; ruhun dağılmış parçalarını toplayan birer psikolojik şifa reçetesi olarak ele alıyor.
Okuruna; kaygıyı yatıştıran, öfkeyi sınırlandıran, değersizlik hissini onaran, insanı istikamete yerleştiren bir iç düzen haritası sunuyor.
Ruh sağlığına iyi gelecek öneriler, kısa surelerin satırlarından imbik imbik süzülüyor.
“Kur’an-ı Kerim, bir psikoloji kitabı değildir. Lakin her bir ayet, insana şifa reçeteleri sunan derin psikolojik anlamlar içerir. Zira Kur’an, insanı katman katman yaratan ve onun tüm ruhsal yollarını en başından bilip anlatan Yaratıcı’nın beyanıdır.”
Sünnet Pedagojisi
Bundan on dört asır önce çocukları sevgi dolu lakaplarla çağıran bir Peygamber vardı.
Küçük çocuğun serçesinin öldüğünü duyunca onu ziyarete giden, hutbe verirken torunları tökezleyince minberden inip onları kucaklayan, namaz kıldırırken arka saftan gelen bebek sesine kulak veren, çocukları sorumluluk vererek büyüten, onlara bağırıp çağırmayan, ceza vermeyen, çocuğu “birey” görüp öyle muamele eden bir önderdi O.
Çağlara, “Çocuğu olan onunla çocuklaşsın” diye haykıran, şefkat dolu bir rehberdi.
Hatice Kübra Tongar, bu kitabında hem Asr-ı Saadet sokaklarında geziyor hem de 1400 yıl önceden çağları aydınlatan Peygamber tutumlarına nörobilim gözlüğüyle bakıyor.
"Sünnet Pedagojisi" başlığı atarak, Peygamber Efendimizin çocuklarla kurduğu ilişkiyi, günümüz nörobilim ve gelişim psikolojisinin ışığında yeniden okuyor.
Çünkü çağlar değişir, lakin insanın özü değişmez.
Anne-babalar!
Eğitimciler, öğretmenler, dünyasında çocuk olan tüm yetişkinler!
Şimdi elinizden telefonu bırakın.
Gözlerinizi çocuğunuzun gözüne değdirin.
Ve o küçük serçenin adını hatırlayın!
Peygamberimiz tam da bunu yapıyordu.
Herkes O’nu Anlatıyor 1 Ailesi / Ailesi
Gözlerinizi kapatın ve zamanın, çölde savrulan kum taneleri gibi geriye akmasına izin verin. Tarih bin beş yüz yıl önceye gitsin, takvim Asr-ı Saadet’i göstersin, gözlerimiz Hane-i Saadet’e çevrilsin. Güzel Peygamberimizin hatıraları, ailesinin dilinden yüreğimize değsin. Bu kitap; dede Abdülmüttalib, baba Abdullah, anne Âmine, sütanne Halime ve sevgili eş Hatice’nin dilinden Hz. Muhammed’i (s.a.v.) anlatıyor. Saatler geriye dönüyor, tarih yeniden canlanıyor ve... “Ailesi O’nu (s.a.v.) Anlatıyor”
“Dedesi olmakla iftihar ettiğim, doğumuyla dünyamın aydınlandığı biricik torunum. Sevmelere doyamadığım, gözünde cenneti gördüğüm…” Seksen yaşlarında, torununu anlatan bir dede…
“Ben Abdullah. Atası İsmail gibi kurbanlık seçilen Abdullah. Yetimi Muhammed’in yıllar sonra ‘İki kurbanlığın oğlu’ diye anılmasını kader bilip yaşayan Abdullah...” Hiç görmediği evladına hayali mektuplar yazan bir baba...
“O gece evimin içinin nurla dolduğunu, güneşin âdeta içeri doğduğunu fark ettim. O güne kadar duymadığım bir koku yayılıyordu teninden.” Yetim çocuğunu anlatan bir anne…
“İki yaşındaydı ama yaşıtlarından başkaydı. O’nu gören herkes hayretini dile getiriyor ben ise nazar değmesinden endişe ediyordum.” Süt yavrusunu anlatan bir sütanne…
“Ruhum beden kafesinden ayrılırken O’nunla yaşadığımız tüm hatıralar birer birer gözümün önünden geçti. İlk tanışıklığımız, evliliğimiz, birer birer açan cennet çiçeklerimiz, yavrularımız, Mekke’nin soğuk gecelerinde birbirimizin kulağına fısıldadığımız hayallerimiz, dualarımız, karı-koca Rabbimizin önünde ilk secdeye varışımız, el ele şükürlerimiz...” Aşkı, sabrı, fedakârlığı anlatan bir eş…
Herkes O’nu Anlatıyor 2 / Kızları
Gözlerinizi kapatın ve zamanın, çölde savrulan kum taneleri gibi geriye akmasına izin verin. Tarih bin beş yüz yıl önceye gitsin, takvim Asr-ı Saadet’i göstersin, gözlerimiz Hane-i Saadet’e çevrilsin. Güzel Peygamberimizin hatıraları, kızlarının dilinden yüreğimize değsin.
Bu kitap; kızları Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma’nın dilinden Hz. Muhammed’i (s.a.v.) anlatıyor. Saatler geriye dönüyor, tarih yeniden canlanıyor ve... “Kızları O’nu (s.a.v.) Anlatıyor”
“Babacığım beni kucağına almış, herkesin huzurunda ‘babasının süsü’ anlamına gelen ismimi koymuş: Zeyneb…” Muhabbetle babacığını anlatan kızı Hazreti Zeyneb...
“Babacığımla anneciğim çok iyi geçinen, birbirlerini sevgileriyle besleyen, aşklarını ve muhabbetlerini hep taze tutan bir karı-kocaydı. Gözleri birbirine değdiğinde anlardım onu; böyle bir sevda hiçbir zaman diliminde yaşanmamıştır derdim kendi kendime.” Ailesindeki muhabbeti aşkla anlatan Hazreti Rukiyye...
“Babacığımı o güne kadar hiç böyle üzgün görmemiştim; onca sıkıntıya uğramış, onca eziyete maruz kalmıştı ama bu acı O’na hepsini unutturmuş gibiydi. Hatice’si yoktu artık.” Babasıyla hatıralarını anbean anlatan Hazreti Ümmü Gülsüm...
“Ben Fatıma. Nam-ı diğer ‘Ümmü Ebîha’, yani ‘babasının annesi’. Böyle derlerdi bana. Babacığıma olan aşırı düşkünlüğümden, ilgimden ve sevgimden dolayı bu künyeyi vermişlerdi.” Yaşadığı anıları ilmek ilmek satırlara dokuyan Hazreti Fatıma...