FITRAT PEDAGOJİSİ
Bırakın çocuğunuzu Allah büyütsün!
Çocuğunuzun gözünün, burnunun kime benzeyeceğini, nasıl olacağını –yani biyolojik DNA’sını– merak ettiğiniz kadar, ruhsal DNA’sı olan fıtratını da merak ediyor musunuz? Hareketli mi, sakin mi, girişken mi, utangaç mı gibi onlarca farklı fıtrat programından hangisi çocuğunuza emanet edildi; biliyor musunuz?
Pek çok anne-baba çocuğunun yoğrulması gereken bir hamur olduğunu düşünerek ebeveynlik yapmaya başlar. Çocuğunu şekilsiz bir hamur, kendini ona istediği şekli verecek bir sanatkâr zanneder. Oysa her çocuk dünyaya kendi şekliyle –yani kendi fıtratıyla– gelir. Anne-babaya düşen ise, çocuğunun fıtrat programını korumak ve kendi fıtratını ortaya koyabileceği alanı ona açmaktan ötesi değildir.
İşte bu kitap; mahremiyet eğitiminden haz öteleme eğitimine, çocuk beslenmesinden öfke kontrolüne kadar pek çok önemli eğitim başlığını âdetlerin değil, ayetlerin ön gördüğü yöntemlerle siz annelerin istifadesine sunuyor. Tüm anneleri, çocuğunun boş sayfalarını yazma telaşından çıkarıp, zaten yazmış olan Kudret’in (c.c.) satırlarından ayet ayet okumaya davet ediyor.
KORKUTARAK DEĞİL SEVDİREREK DİN EĞİTİMİ
Eğer biz namaz vakitlerini değil de dizi saatlerini dört gözle bekliyorsak...
Eğer Peygamber’in (s.a.v.) çocuklara kaşlarını bile çatmadığını biliyor ama bir yandan çocuğumuzu dövüyor ve ona sövüyorsak...
Eğer oruç tuttuğumuzda hırçın, kızgın, tahammülsüz oluyor ve çocuğumuza “Zaten oruçluyum...” diye başlayan cümleler kuruyorsak...
Eğer çocuğun oyununu bölmemek için secdelerini uzatan Nebi’ye (s.a.v.) rağmen namazda önümüzden geçti diye çocuğumuzu azarlıyorsak...
Eğer Hz. Ömer’in adaletini anlatırken iki kardeş arasında adil olmayı başaramıyorsak...
Eğer Hz. Osman’ın hayâsından bahsediyor ama ahlaka aykırı görüntüleri televizyonla evimize davet ediyorsak...
Eğer Hz. Ali’nin ilminden övgüyle bahsedip en son ne zaman kitap okuduğumuzu bile hatırlamıyorsak...
Eğer hatim üstüne hatim yapmamıza rağmen Kur’an’ı anlamak ve yaşamak için hiç gayret sarf etmiyorsak...
Eğer çocukları camiden kovuyor, gerekçe olarak da çocukluk şakımalarını gösteriyorsak…
O zaman bir yerlerde yanlış yapıyoruz demektir.
Hatice Kübra Tongar, çocuklarımıza nasıl bir anlayışla, ne zaman, hangi yöntemlerle, zorlamadan, sevdirerek ve oyunlar oynayarak nasıl bir din eğitimi vereceğimizi adım adım anlatıyor.