Namaz Psikolojisi
Dr. Senai Demirci, psikoterapist kimliğiyle, namazın bilinen şeklinin sakladığı varoluşsal akışın çağıltılarını dinliyor. Jung’dan Mevlana’ya, İbni Arabi’den Saint Exupery’ye uzanan insanlığın tefekkür birikimini kıyamın gövdesine giydiriyor. Namazın hareket ve sözlerinde kodlanan meditasyon derinleşmelerini keşfe çıkıyor. Tasavvufta ‘sema’ diye bilinen minnet duyuşu ve hayret coşkusunu ‘salât’ın avuçlarına koyuyor.
Namazın daha çok dindar olmaya değil daha çok insan olmaya çağırdığını hatırlatıyor.
“Varlığın göğsünü kabartıyorsun. Başını evrenin göğsüne koyup göksel kalbin canlı atışlarını duyuyorsun. Yıldızlar doğuran dönüşümleri, galaksiler deviren devrimleri hayatının nabzına taşıyorsun. Her an taze nefes almanın coşkusuyla sıradanlığın gömleğini yırtıyorsun. Seni nesneleştiren alışkan benliğinden sıyrılıyorsun. Özdeğerini ayağa kaldırıyorsun. Tazeleniyorsun. Yüzünü, yeryüzünden alıp Yâryüzü'ne yaslıyorsun…”
BU KİTABI NEDEN OKUYALIM?
Namazı yalnızca bir ibadet ritüeli olarak değil, insanın ruhunu arındıran ve Yaradan’a yaklaşmasını sağlayan bir yolculuk olarak ele alır.
Hayatın kaotik akışında namazın, insanı huzura, dinginliğe ve sakinliğe davet eden bir durak olduğunu gösterir.
Kıyamdan secdeye kadar her namaz hareketinin ve tüm namaz vakitlerinin insanın hayatına dair derin mesajlar taşıdığını anlatır.
Namazı sıradan bir alışkanlıktan çıkararak, anlam dolu bir deneyime dönüştürmenize yardımcı olur ve namazla olan bağınızı daha güçlü ve anlamlı bir hâle getirir.
Gündelik yaşamın zorlukları arasında namazın ruhsal bir terapi olarak nasıl işlev gördüğünü gösterir.
Fıtrat Pedagojisi
Bırakın çocuğunuzu Allah büyütsün!
Çocuğunuzun gözünün, burnunun kime benzeyeceğini, nasıl olacağını –yani biyolojik DNA’sını– merak ettiğiniz kadar, ruhsal DNA’sı olan fıtratını da merak ediyor musunuz? Hareketli mi, sakin mi, girişken mi, utangaç mı gibi onlarca farklı fıtrat programından hangisi çocuğunuza emanet edildi; biliyor musunuz?
Pek çok anne-baba çocuğunun yoğrulması gereken bir hamur olduğunu düşünerek ebeveynlik yapmaya başlar. Çocuğunu şekilsiz bir hamur, kendini ona istediği şekli verecek bir sanatkâr zanneder. Oysa her çocuk dünyaya kendi şekliyle –yani kendi fıtratıyla– gelir. Anne-babaya düşen ise, çocuğunun fıtrat programını korumak ve kendi fıtratını ortaya koyabileceği alanı ona açmaktan ötesi değildir.
İşte bu kitap; mahremiyet eğitiminden haz öteleme eğitimine, çocuk beslenmesinden öfke kontrolüne kadar pek çok önemli eğitim başlığını âdetlerin değil, ayetlerin ön gördüğü yöntemlerle siz annelerin istifadesine sunuyor. Tüm anneleri, çocuğunun boş sayfalarını yazma telaşından çıkarıp, zaten yazmış olan Kudret’in (c.c.) satırlarından ayet ayet okumaya davet ediyor.
BU KİTABI BEDEN OKUYALIM?
Ebeveynliğin, geleneksel kalıplardan değil Kur’an’ın sunduğu ilahi yöntemlerden beslenmesi gerektiğini hatırlatır.
Çocuk eğitimi konusunda geleneksel yanlışları fark ettirir, modern pedagojinin eksik kaldığı noktaları tamamlar.
Fıtratına uygun yetiştirilen çocukların daha huzurlu, mutlu ve güçlü bireyler olacağını bilimsel ve manevi temellerle açıklar.
Çocuk gelişiminin her aşamasına uygun, bilimsel dayanakları olan, Kur’an’ın ve sünnetin ışığında öneriler sunar.
Çocuğun ruhuna zarar veren ceza, korku ve tehdit yöntemlerinden uzak durmayı öğütleyerek sevgi temelli bir eğitim anlayışı kazandırır.